Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Xanthi City Guide

27 Şubat 2013 Çarşamba

İLGİNÇ BİLGİLER - Parmaklarımız neden buruşur?


 İnsan vücudu kıllar ile kaplıdır. Bu kıllarını kimisi uzun kimisi ise çok kısadır. Bu sebepten dolayı bazı kıllarımızı rahat bir şekilde görebiliriz bazılarını ise göremeyiz. Bu kıllarımızın diplerinde  yağ bezeleri bulunmaktadır. Sebum olarak nitelendirilen bu yağ bezelerinden çıkan yağlar, su geçirmez bir tabaka oluşturmaktadır. Bunda sebumların oluşturduğu keratin tabaka etkilidir. Bundan dolayı vücudumuz su geçirmemektedir. Su geçirmeyen derimiz bu olay sonucunda yumuşamaktadır.

 Vücudumuzda parmak uçları ve tabanlarımızda kıl ya da tüy bulunmamaktadır. Çünkü bu bölgeler çok kullanıldığı için kıl oluşumu gerçekleşmemektedir. Kıl ve tüy bulunmayan bu yerlerde koruyucu keratin tabakası bulunmamaktadır. Keratin tabakası bulunmayan bu yerler kalın bir deri tabakasına sahiptir.

 Parmak uçlarımız ve tabanlarımız suyun içinde uzun bir süre bulunması sonucunda derimizin altına su girmektedir. Burada su kendine yer bulmak istemektedir. Ancak parmak uçlarında ve ayak tabanlarımızda bulunan kalın deri suya yer vermemektedir. Yapısı gereği suya yer veremeyen bu bölgelerimizi bir süre sonra eğilmekte ve büzüşmektedir.
Ellerde aslında bu buruşmayı önleyen keratin tabakası bulunmaktadır. Ancak buraların sık sık yıkanması sonucunda keratin tabaka giderek kaybolmaktadır. Kaybolan keratin tabakası sonucunda derimiz içine su almaktadır.Su alan deri ise kısa bir süre sonra buruşmaktadır.

 Ellerimizin suda buruşması osmos prensibiyle bağlantılıdır. Osmos prensibine göre daha sulu bir madde, daha yoğun katı bir maddenin içine girdiğinde su geçirir. Bunu elimizin su içerisine girmesi şeklinde uyarladığımızda olay daha net bir şekilde anlaşılmaktadır. Derinin içine geçen su deriyi şişirmektedir. Bu şişme olayı sonucunda deri büzülerek yüzeyini genişletmektedir. Dikkat edersek; bir süre sonra elimiz tekrar eski haline dönmektedir. Çünkü; derimizin altına giren su bir süre sonra buharlaşmaktadır.
Görüldüğü gibi buruşma sadece ellerimizin ve ayaklarımızın bir kısmında meydana gelmektedir. Diğer bölgelerimizde bu buruşmanın meydana gelmemesinin sebebi kıllarımızın dibinde bulunan yağ bezeleridir.

25 Şubat 2013 Pazartesi

MEVLİDE DAVET


3 Mart 2013 Pazar günü, İskeçe Aşağı mahallesi Çınar camisinde, İskeçe Gazhane mahallesinin eski imamı Cemali Burbun için düzenlenecek mevlide tüm Müslüman halkımız davetlidir. Merhumun ruhunu ALLAH Cennet bahçelerinden eylesin. Okunacak duaları ALLAH kabul etsin. Hasan Kiazimoğlu'na davetinden dolayı teşekkür ederiz.

27 Ocak 2013 Pazar

Sizin ''gerçek yaş''ınız kaç ?




YAŞ 5
Anne ve babamın birbirlerine bağırmalarının beni ne kadar korkuttuğunu öğrendim.

YAŞ 12
Bir şeyin değerini anlamanın en iyi yolunun bir süre ondan yoksun kalmak olduğunu öğrendim.

YAŞ 13
Annemle babamın elele tutuşmalarının ve öpüşmelerinin beni daima mutlu ettiğini öğrendim.

YAŞ 15
Bazen hayvanların kalbimi insanlardan daha fazla ısıttığını öğrendim.

YAŞ 24
Aşkın kalbimi kırabileceğini ama buna değer olduğunu öğrendim.

YAŞ 36
Önemli olanın başkalarının benim için ne düşündükleri değil benim kendi hakkımda ne düşündüğüm olduğunu öğrendim.

YAŞ 38
Eşimin beni hala sevdiğini, tabakta iki elma kaldığında küçüğünü almasından anlayabileceğimi öğrendim.

YAŞ 44
Annemin beni görmekten her seferinde sonsuz mutluluk duyduğunu öğrendim.

YAŞ 50
Sevgi, evde üretilmemişse, başka yerde öğrenmenin çok güç olabileceğini öğrendim.

YAŞ 53
İnsanların bana, izin verdiğim biçimde davrandıklarını öğrendim.

YAŞ 64
Mutluluğun parfüm gibi olduğunu, kendime bulaştırmadan başkalarına veremeyeceğimi öğrendim.

YAŞ 70
İyi kalpli ve sevecen olmanın, mükemmel olmaktan daha iyi olduğunu öğrendim.

YAŞ 90
Kiminle evleneceğin kararının hayatta verilen en önemli karar olduğunu öğrendim.

YAŞ 95
Öğrenmem gereken daha pek çok şeyler olduğunu öğrendim.






Özdemir ASAF

16 Ocak 2013 Çarşamba

Ünlü Arenmahalle'liler. Ahmet Üstün.

Ses sanatçısı, bestekar ve film oyuncusu.

Ahmet Üstün, 1925 yılında Yunanistan İskeçe Arenmahalle'sinde dünyaya gelmiş ve 19 Şubat 1988 tarihinde vefat etmiştir. Kabristanı Feriköy mezarlığındadır.

1950'li yılların yıldızlarındandı. Bu yıllarda; Oğlum için filminin müziğini yapmış, Estergon Kalesi filminde başrol ve İstanbul geceleri filmlerinde konuk oyuncu olarak oynamıştır.

Besteleri: Gel bu akşam erkence, Yıllar var ben onu hiç unutmadım ve Yaprakları göğsümde.

Selma Güneri'den: Ben aslında star bir ailede doğdum. Babam bir dönemin önemli ses sanatçılarından Lütfü Güneri'dir. Dayım Ahmet Üstün, Ankara Radyosu'nun yetiştirdiği çok değerli büyük seslerindendir.

Müzeyyen Senar: Evinde kalırdım

Amerika'da birlikteydik. Çok yakın bir arkadaşlığımız oldu. Amerika'ya gittiğimde evinde kalırdım. Çok üzüldüm. Ne yapacağımı bilmiyorum.

Şu an duygularımı anlatamayacak kadar üzgünüm, yıkıldım. Allah rahmet eylesin.

Gönül Yazar: Sesi çok güzeldi

Necla İz, Ahmet Üstün ile evlendiği zaman kızlar ayılıp bayıldı. Çünkü bütün genç kızlar Ahmet Üstün'e hayrandı. Ben o dönem Bursa Setbaşı İlkokulu'nda öğrenciydim. Okula bile onlar evlendiği için gitmedim. Ben de Ahmet Üstün hayranıydım, ama onlar birbirlerine çok yakışmışlardı. Daha sonraki yıllarda kendisini çok sevdim. Amerika'dan geldiğinde arardı, çok güzel bir sesi vardı. Çok güzel şarkılar okurdu. Soprano bir sesi vardı.

Sezen Cumhur Önal: Şarkımı seslendirdi

Benim yazdığım şarkıları seslendirmiş, radyo günlerinden bir sanatçıdır.

Bir dönem çok meşhurdu, dünyada en sevdiğim insanlardan biriydi. Durul Gence çaldı, Atilla Özdemiroğlu arajmanını yaptı. Çok üzgünüm. Dosluğumuz telefonlarla devam ediyordu. Sesi ve şarkıları 45'lik plaklarda yaşıyor.

Bir yıldız kaydı

Ses ve sahne sanatçısı Safiye İz'in kızı olan Necla İz, devlet Opira ve Balesi'nde eğitim gördü.

16 yaşında sahnelere geçti. 3 film çeviren ve 80 plak dolduran Necla İz'in Ahmet Üstün'le evliliği kısa sürdü. 1960 yılında Hilton Oteller Zinciri'nde çalışmak üzere Florida'ya giden Necla İz, 1964'te Amerikalı işadamı Arthur Conforti'yle evlendi.

35 yaşında bir oğlu bulunan Necla İz, Kanada'da, Endonezya'da ve dünyanın daha daha başka ülkelerinde de sahneye çıktı. Her zaman zarif bir göürünümü olan Necla İz, Türkiye'yi zaman zaman ziyaret ederdi. Kaynak: http://www.turksanatmuzigi.org/

DİKKAT

Son günlerde galiba FACEBOOK HESABI çalıntıları gerçekleşiyor. Arkadaşlarınızın sizi bir gönderide etiketlediğini gösteriliyorsunuz. Tuzak olduğunu zannediyorum. Genenelde az kullanılan hesaplarda veya bilmediğiniz bir uygulamaya sizin yerinize gönderiler yapmasını onayladığınızda gerçekleşiyor. Sonra kimse demesin yine ''ben porno fotolarına tıklamıyorum, benim yerime başkası porno fotoları yüklüyor''. Artık Facebook'u kullanmayı öğrenelim ve arkadaşlarımıza huzursuzluk yaşatmıyalım.

27 Aralık 2012 Perşembe

Tarihte Bugün 27 Aralık



 27 ARALIK TARİHLERİNDEKİ ÖNEMLİ OLAYLAR

 -- 537 yılı- Ayasofya'nın yeniden inşası, Bizans İmparatoru I. Justinianus'un kişisel gözetiminde tamamlandı. II. Theodosius tarafından yaptırılan ikinci Ayasofya 532 yılındaki Nika ayaklanması sırasında yanmıştı.

 --1845 yılı- Ether ilk kez Jefferson, Georgia'da doğum hekimliğinde anestetik olarak kullanıldı.

 --1919 yılı- Samsun'da ateşlediği kurtuluş mücadelesinin ardından Erzurum ve Sivas kongrelerini toplayan Mustafa Kemal Paşa, Heyeti Temsiliye üyeleriyle Sivas'tan Ankara'ya geldi.

 --1936 yılı- Şair Nazım Hikmet gözaltına alındı.

 --1939 yılı- Erzincan Depremi: Türkiye'nin Erzincan ilinde Richter ölçeğine göre 8 şiddetinde bir deprem oldu; 32.962 kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 100 bin kişi yaralandı.

 --1949 yılı- 300 yıl süren Hollanda egemenliğinden sonra Kraliçe Juliana, Endonezya'nın bağımsızlığını tanıdı.

 --1978 yılı- İspanya 40 yıl süren diktatörlük rejiminin ardından demokrasiye geçti.



 27 ARALIK TARİHLERİNDEKİ ÖNEMLİ DOĞUMLAR

 --1822 - Louis Pasteur, Fransız kimyacı ve bakteriyolog (ö. 1895)

 --1901 - Marlene Dietrich, Alman sinema oyuncusu (ö. 1992)

 --1902 - Kemalettin Tuğcu, Türk öykücü (ö. 1996)

 --1947 - Osman Pamukoğlu, emekli tümgeneral, yazar ve siyasetçi

 --1948 - Gerard Depardieu, Fransız sinema oyuncusu

 --1950 - Haris Alexiou, Yunan şarkıcı

 --1978 - Pelin Batu, Türk sinema oyuncusu ve tarihçi.



 27 ARALIK TARİHLERİNDEKİ ÖNEMLİ ÖLÜMLER

 --1936 - Mehmet Âkif Ersoy, Şair (d. 1873)

 --1953 - Şükrü Saraçoğlu, Eski Türkiye başbakanlardan

 --1988 - Reha Yurdakul, Sinema oyuncusu (d. 1926)

 --2003 - Alan Bates, İngiliz aktör (d. 1934)

 --2007 - Benazir Butto, Pakistanlı politik lider (d. 1953)

9 Kasım 2012 Cuma

İskeçe su kanalizasyonun son AMYANT boruları ARENMAHALLE'de bulundu.

  İskeçe su boruları kanalizasyonundaki son ASBEST / AMYANT boruları ARENMAHALLE'de bulundu.



 Belediyenin yetkili bürosu, yapılan onarım/değişim işlemlerinden sonra bir son kanalın Arenmahalle ARGİROKASTROU sokağında bulunduğunu belirtti. 
 Bunu duyan mahalle sakinleri belirli (Borsacık'ta) yerde buluşup soruna çözüm üretmek için konuştular.
 Tüm şehrin kanalizasyonundan, tek değiştirilmeyen geride kalan amyant boruların kanalı Arenmahalle'de, 100'e yaklaşık ailenin evine içilecek su taşıyor.
 Mahalle sakinlerinin toplantısında, yıllar önce tamir edilen şehrin su borularının çalışmaları her zamanki gibi mahallemize varınca durdurulduğu dile getirildi.
 Şimdiki istekleri ise, belediyenin yeniden özel planlama yapması ve bu yolun rehabilitasyon inşaatı için  en yakın zamanda finansman bir çözüm bulunmasıdır.

 İskeçe Belediyesi Su Temini Ve Drenajı Şirketinin (Δ.Ε.Υ.Α.Ξ.) müdürü sayın Tsepelis, planlamaların çekildiğini ve finansman aramaları yapıldığını belirtti. Ama bu çalışmaların sadece Δ.Ε.Υ.Α.Ξ. meselesi olmadığını, ayrıca O.T.E. ve Δ.Ε.Η.'yide ilgilendiren bir planlama olduğunu söylemeye unutmadı.


kaynak 

24 Ekim 2012 Çarşamba

SAATLER DEĞİŞİYOR




28 Ekim 2012 Pazar günü saatlerimizi değiştirmeye unutmayalım. Saat 4.00 olunca, geri çevirip 3.00'e koymalıyız. Böylece kış saati uygulamasına başlıyoruz.

16 Ekim 2012 Salı

Anne ve babaların yaşadığı 20 pişmanlık!


İngiltere’de 2 bin kişinin katılımıyla yapılan ankete göre anne babaların en büyük pişmanlığı çocukları küçük yaşlardayken işte çok fazla vakit geçirmiş olmak. Ebeveynlerin çoğu çocukları küçükken yaptıkları en az bir şey nedeniyle pişman. İşte anket sonuçlarına göre anne-babaların yaşadığı 20 pişmanlık:

1 Çok çalışmak.
2 Önemsiz meselelere gereğinden fazla üzülmek.
3 Çocuklarıyla daha fazla oyun oynamamak.
4 Ailece daha fazla tatile çıkmamış olmak.
5 Çocukların yeteri kadar fotoğrafını çekmemek.
6 Onlardan çok fazla uzakta vakit geçirmiş olmak.
7 Hayatlarındaki dönüm noktaları ya da önemli şeyleri kameraya kaydetmemek.
8 Çocukları Disneyland’a gitmek gibi büyük tatillere götürmemiş olmak.
9 Çocuklarını hobi geliştirmek için teşvik etmemiş olmak.
10 Onlarla ortak bir hobiye sahip olmamak.
11 Uyurken onlara yeteri kadar kitap okumamış olmak.
12 Ev temizliğine gereğinden fazla vakit harcamış olmak.
13 Yeteri kadar yüzmeye götürmemiş olmak.
14 Onlara daha erken yüzme öğretmemiş olmak.
15 Daha fazla ‘kirli’ aktiviteye katılmalarına izin vermemiş olmak.
16 Bazı önemli günlerinde, dönüm noktalarında yanlarında olmamak.
17 Birlikte yeteri kadar doğum günü kutlamamış olmak.
18 Fazla koruyucu davranmış olmak.
19 Anı yaşamak, o anki başarının tadını çıkarmak yerine bir sonrakini beklemek.
20 Birlikte dışarı çıkılan günlerin tadını yeteri kadar çıkarmamış olmak.

10 Ekim 2012 Çarşamba

DOWN SENDROMU'NU TANIYALIMMI?



DOWN SENROMU

Down sendromu, Trizomi 21 genetik düzensizlik sonucu insanın 21. kromozom çiftinde fazladan bir kromozom bulunması durumu ve bunun sonucu olarak ortaya çıkan hastalığa verilen isimdir.

  Down sendromu vücutta yapısal ve fonksiyonel değişiklikler ile karakterize edilir. Vücuttaki küçük ve büyük farklılıkların kombinasyonu yapısal olarak sergilenir.

  Down sendromu sık sık zihinsel kavramadaki bozukluklar ve fiziksel gelişimin tipik yüz görünümü gibi farklı olmasıyla ilişkilendirilir. Çoğunlukla hafif veya orta seviyeli öğrenme güçlüğü gibi sorunlar taşır.

  Down sendromu gebelik sırasında ya da doğumda tanımlanabilen bir rahatsızlıktır. Down sendromuna her 800 ile 1000 doğumda 1 oranında rastlanır; istatistikler anne yaşının artışıyla bu oranın yükseldiğini göstermiştir, diğer etkenlerin payı küçüktür.

  Down sendromunun tipik yüz siması, normal kromozom sayısında sahip olan bazı insanlar da görülebilir. Ancak Down sendromunda buna ek olarak; el ayasında çift yerine tek derin olarak bulunan avuç içi çizgisi, epikantik katlanmanın neden olduğu badem biçimli göz, palebral yarık, düşük kas tonusu, ayak baş parmağıyla ikinci parmak arası daha büyük bir boşluk ve sarkık dil morfolojisi görülebilir. Bu semptomların hepsi görülecek diye bir kural yoktur, bazıları olup bazıları olmayabilir. Down sendromunun sağlığa getirdiği sorunların başında ise konjenital kalp yetmezliği riskleri, gastroözafagal reflü hastalığı, tekrarlayan kulak enfeksiyonları, obstürktüf uyku apnesi ve tiroid bozuklukları riskleri sayılabilir.

  Çocukluğun erken dönemlerinde sağlanacak olan aile ve tıp desteği ile erken müdahale sayesinde Down sendromlu insanlar destekle toplumla bütünleşik bir hayat kurabilirler.

      Hastalığın tanımlanışı
  Down Sendromu ilk kez İngiliz hekim John Langdon Down tarafından 1866'da sistematik bir şekilde sınıflandırılmış ve sendrom olarak tanılanmıştır. Sendrom, doktorun ismi olan "Down sendromu" olarak söylenmeye başlamıştır. 1959'da Jérôme Lejeune tarafından 21. kromozomun trizomisi olduğu tanımlanmıştır.

      Görünüm
  Bu bebekler doğduklarında farklı bir yüz görünümleri vardır. Başları ufak, artkafa yassı, ense kısa ve geniştir. Burun kökü yassı, kulaklar kafada normalden düşük bir seviyede durur ve gözler birbirinden ayrık ve çekik görünür. Dil, normal konuşmayı önleyecek kadar genişlemiştir. Ensede genellikle boğumlar vardır. Bu bebeklerin tonusları (vücut gerginliği) düşüktür. Geniş el, kısa ve tombul parmak ve sıklıkla avuç içlerinden birinde ya da ikisinde "Simian çizgisi" denilen tek bir çizgi vardır. Ellerin serçe parmakları genellikle içe doğru kıvrımlıdır. Vücut kısa ve tıknazdır. Çocukluk dönemlerinde solunum hastalıkları, kalp bozukluklarına rastlanabilir. Yaşam süreleri geçmiş yüzyılda düşük seyretmişken günümüzde gelişen tıp ve iyi bakım sonucunda bu yaş ortalama DS'lu kişi ömrü 50 yaş civarında seyretmektedir.
  Down sendromunun getirilerinden biri de hafif ila orta düzey arasında değişebilen zeka geriliğidir; bu oran Mozaik Down sendromunda (açıklaması aşağıda) 10-30 oranında yukarıdadır.

      Gelişimleri
  Down sendromlu çocuklar genelde boy ve kilo açısından daha yavaş büyürler, daha yavaş öğrenirler, problem çözmede ve karar vermede diğer çocuklardan daha çok zorlanırlar. Zeka seviyeleri normalden düşük olarak kalır. Ancak iyi ve erken başlanan eğitimle zeka seviyelerinde anlamlı yükselmeye rastlanır. Down Sendromlu çocuklar iyi bir eğitimle normal birey şeklinde hayatlarını sürdürebilirler. İmkan tanındığında meslek edinebilirler. Kendi yaşamlarını idame ettirebilecek seviyeye ulaşabilirler. Fizik tedavi, özel eğitim ve dil terapisine ihtiyaç duyulur. Bunlar için planlı ve programlı bir şekilde profesyonel yardım almak gerekir.

      Özel Eğitim
  Down sendromlu çocuklar normal hayatlarını sürdürmek için gerekenleri öğrenebilirler.
  Down Sendromlu çocuklar kendi aralarında farklılıklar gösterebilirler, bu yüzden çocuğun ihtiyaçlarına uygun bir programla özel eğitim, beraberinde sosyal ve duygusal gelişimi, bilişsel gelişimi ve motor gelişimini desteklenir.

      Fizik Tedavi
  Fizik tedaviye Down sendromlu bebeklerde iki aylıkken başlanmalıdır.Egzersizler Fizyoterapist bakımında yapılmalı ve günlük programlarla evde aile tarafından uygulanmalıdır.Düzenli kontrollerle duruma göre tedavi desteklenir. Çocuklarda yüz kasları gevşektir. Fizik tedavi süresince kas gücü ve motor becerilerinin yanı sıra, algılama becerisi de programa dahil edilerek desteklenmelidir.

      Dil terapisi
  Down Sendromlu çocuklarda konuşma geç gelişir. Erken dönemde başlanan dil terapisi ile ortalama 2-3 yaşında konuşma başlayabilir. Nadir rastlansa da bazıları çok geç konuşurlar.Hiç konuşamayan sayısı ise oldukça azdır.

      Hastalığın nedenleri
  Sağlıklı bir insanın vücudundaki her hücrede 46 tane kromozom vardır. Oysa Down sendromlu bebeklerin hücrelerinde toplam 47 kromozom bulunur. Karyotipleri 47, XX+21 (dişi) ya da 47, XY+ 21 (erkek) şeklinde gösterilir. Yani fazladan bulunan kromozom vücut kromozomlarının yanında bulunur. Bu kromozom fazlalığının neden kaynaklandığı tam olarak bilinmese de, 35 yaşından sonra doğum yapan kadınların çocuklarında görülme olasılığı yüksektir. Bunun nedeni kromozom ayrılmalarının ileri yaşlarda daha düzensiz olmasından kaynaklanmaktadır. Bununla beraber, hücre bölünmesi sırasında meydana gelen ayrılmamalar da bu hastalığın sebeplerinden olabilir.
  Down sendromunun epidemiyolojisi her canlı 800-1000 doğumda 1 Down sendromlu doğum oran olduğunu göstermiştir.

     Down sendromu tipleri
  Down sendromu trizomi\21 Trizomi 21 (47, XX,+21); mayoz bölünme sırasında meydana gelen ayrılmama durumuyla ortaya çıkan fazla 21. kromozomun sebep olduğu Down sendromu tipidir. Yumurta ya da spermde bulunan fazla 21 ile bir gametde toplam 24 kromozom bulunur. Down sendromunun yaklaşık %95'ini kapsayan en çok görülen tipidir.

  Mozaisim
  Trizomi 21'in vücut hücrelerinin bazılarında görülmesi, bazılarında ise görülmemesi durumudur. Karyotip (46,XX/47,XX,+21) şeklinde gösterilip, hastalık "Mozaik Down Sendromu" olarak adlandırılır. Hastalık, mozaismin yoğunluğuna göre farklı seyredebilir. Trizomi 21 oranı ne kadar çok ise, çocuk Down sendromu özelliklerini o kadar çok gösterir. Mozaik Down sendromu, %1-2 oranında bir yere sahiptir.
  Robertsonian tip translokasyon
  Down sendromunda fazla 21. kromozom bazen Robetrsonian tip translokasyon ile görülür. Burada genellikle 21. kromozomun uzun kolu başka bir kromzoma bağlanır. Bu durumda karyotip 45, XX,t(14;21) şeklinde gösterilmekte fakat 14. kromozomda transloke olmuş bir 21. kromozom bulunmaktadır. Ya da izokromozom olarak da iki 21. kromozomun translokasyonu ile de Down sendromu 45, XX,t(21q;21q) şeklinde meydana gelebilir. Robertsonian tip translokasyon ile olan Down sendromları, toplam Down sendromunda %2-3'lük bir paya sahiptir.
  21. kromozomun çift olması
  Nadir olarak, 21. kromozomun duplikasyonu (kendini eşlemesi) ile de Down sendromu görülebilir. Burada 21. kromozom tam olarak bütün genleri taşımasa da, parça şeklinde görülür ve hastalığı tanımlar. Karyotip,(46, XX,dup(21q))şeklindedir!

      Doğum öncesi tanı
  Down sendromu gebelikte tanınabilen bir genetik farklılıktır. İkili tarama testi, üçlü tarama testi, ultrasonografi ve diğer bazı tanı yöntemleri ile Down sendromundan şüphelenilen gebeliklerde ileri tetkikler yapılır. CVS veya amniyosentez ile kesin tanı konur. Down sendromu saptanmışsa aileye ayrıntılı genetik danışmanlık verilir. Günümüzde geçerli olan uygulamada anne-babanın aile bütünlüğüne ve kişisel kararlara saygı çerçevesinde, bu tanıyı ileten hekimin gebeliğin devamı veya sonlandırılması konusunda yorumda bulunmaması gereklidir.

kaynak VİKİPEDİ