Bu sayfa Arenmahalle sakinlerinin haberleşme ve paylaşımları için kullanılmaktadır. Arenmahalle, Yunanistan'ın İskeçe şehrine aittir. Αυτή η σελίδα χρησιμοποιείται για αλληλοεπικοινωνία και για να μοιράζονται μεταξύ τους, φωτογραφίες και αναμνήσεις, οι κάτοικοι της Παλιάς Πόλης. Η Παλιά Πόλη γεωγραφικά υπάγεται στον νομό Ξάνθης στην Ελλάδα. This page is used by the residents of Old Town, to intercommunicate and share memories & photographs. Old Town is located in Greek city of Xanthi.
27 Aralık 2012 Perşembe
Tarihte Bugün 27 Aralık
27 ARALIK TARİHLERİNDEKİ ÖNEMLİ OLAYLAR
-- 537 yılı- Ayasofya'nın yeniden inşası, Bizans İmparatoru I. Justinianus'un kişisel gözetiminde tamamlandı. II. Theodosius tarafından yaptırılan ikinci Ayasofya 532 yılındaki Nika ayaklanması sırasında yanmıştı.
--1845 yılı- Ether ilk kez Jefferson, Georgia'da doğum hekimliğinde anestetik olarak kullanıldı.
--1919 yılı- Samsun'da ateşlediği kurtuluş mücadelesinin ardından Erzurum ve Sivas kongrelerini toplayan Mustafa Kemal Paşa, Heyeti Temsiliye üyeleriyle Sivas'tan Ankara'ya geldi.
--1936 yılı- Şair Nazım Hikmet gözaltına alındı.
--1939 yılı- Erzincan Depremi: Türkiye'nin Erzincan ilinde Richter ölçeğine göre 8 şiddetinde bir deprem oldu; 32.962 kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 100 bin kişi yaralandı.
--1949 yılı- 300 yıl süren Hollanda egemenliğinden sonra Kraliçe Juliana, Endonezya'nın bağımsızlığını tanıdı.
--1978 yılı- İspanya 40 yıl süren diktatörlük rejiminin ardından demokrasiye geçti.
27 ARALIK TARİHLERİNDEKİ ÖNEMLİ DOĞUMLAR
--1822 - Louis Pasteur, Fransız kimyacı ve bakteriyolog (ö. 1895)
--1901 - Marlene Dietrich, Alman sinema oyuncusu (ö. 1992)
--1902 - Kemalettin Tuğcu, Türk öykücü (ö. 1996)
--1947 - Osman Pamukoğlu, emekli tümgeneral, yazar ve siyasetçi
--1948 - Gerard Depardieu, Fransız sinema oyuncusu
--1950 - Haris Alexiou, Yunan şarkıcı
--1978 - Pelin Batu, Türk sinema oyuncusu ve tarihçi.
27 ARALIK TARİHLERİNDEKİ ÖNEMLİ ÖLÜMLER
--1936 - Mehmet Âkif Ersoy, Şair (d. 1873)
--1953 - Şükrü Saraçoğlu, Eski Türkiye başbakanlardan
--1988 - Reha Yurdakul, Sinema oyuncusu (d. 1926)
--2003 - Alan Bates, İngiliz aktör (d. 1934)
--2007 - Benazir Butto, Pakistanlı politik lider (d. 1953)
9 Kasım 2012 Cuma
İskeçe su kanalizasyonun son AMYANT boruları ARENMAHALLE'de bulundu.
Belediyenin yetkili bürosu, yapılan onarım/değişim işlemlerinden sonra bir son kanalın Arenmahalle ARGİROKASTROU sokağında bulunduğunu belirtti.
Bunu duyan mahalle sakinleri belirli (Borsacık'ta) yerde buluşup soruna çözüm üretmek için konuştular.Tüm şehrin kanalizasyonundan, tek değiştirilmeyen geride kalan amyant boruların kanalı Arenmahalle'de, 100'e yaklaşık ailenin evine içilecek su taşıyor.
Mahalle sakinlerinin toplantısında, yıllar önce tamir edilen şehrin su borularının çalışmaları her zamanki gibi mahallemize varınca durdurulduğu dile getirildi.
Şimdiki istekleri ise, belediyenin yeniden özel planlama yapması ve bu yolun rehabilitasyon inşaatı için en yakın zamanda finansman bir çözüm bulunmasıdır.
İskeçe Belediyesi Su Temini Ve Drenajı Şirketinin (Δ.Ε.Υ.Α.Ξ.) müdürü sayın Tsepelis, planlamaların çekildiğini ve finansman aramaları yapıldığını belirtti. Ama bu çalışmaların sadece Δ.Ε.Υ.Α.Ξ. meselesi olmadığını, ayrıca O.T.E. ve Δ.Ε.Η.'yide ilgilendiren bir planlama olduğunu söylemeye unutmadı.
kaynak
24 Ekim 2012 Çarşamba
SAATLER DEĞİŞİYOR
28 Ekim 2012 Pazar günü saatlerimizi değiştirmeye unutmayalım. Saat 4.00 olunca, geri çevirip 3.00'e koymalıyız. Böylece kış saati uygulamasına başlıyoruz.
16 Ekim 2012 Salı
Anne ve babaların yaşadığı 20 pişmanlık!
İngiltere’de 2 bin kişinin katılımıyla yapılan ankete göre anne babaların en büyük pişmanlığı çocukları küçük yaşlardayken işte çok fazla vakit geçirmiş olmak. Ebeveynlerin çoğu çocukları küçükken yaptıkları en az bir şey nedeniyle pişman. İşte anket sonuçlarına göre anne-babaların yaşadığı 20 pişmanlık:
1 Çok çalışmak.
2 Önemsiz meselelere gereğinden fazla üzülmek.
3 Çocuklarıyla daha fazla oyun oynamamak.
4 Ailece daha fazla tatile çıkmamış olmak.
5 Çocukların yeteri kadar fotoğrafını çekmemek.
6 Onlardan çok fazla uzakta vakit geçirmiş olmak.
7 Hayatlarındaki dönüm noktaları ya da önemli şeyleri kameraya kaydetmemek.
8 Çocukları Disneyland’a gitmek gibi büyük tatillere götürmemiş olmak.
9 Çocuklarını hobi geliştirmek için teşvik etmemiş olmak.
10 Onlarla ortak bir hobiye sahip olmamak.
11 Uyurken onlara yeteri kadar kitap okumamış olmak.
12 Ev temizliğine gereğinden fazla vakit harcamış olmak.
13 Yeteri kadar yüzmeye götürmemiş olmak.
14 Onlara daha erken yüzme öğretmemiş olmak.
15 Daha fazla ‘kirli’ aktiviteye katılmalarına izin vermemiş olmak.
16 Bazı önemli günlerinde, dönüm noktalarında yanlarında olmamak.
17 Birlikte yeteri kadar doğum günü kutlamamış olmak.
18 Fazla koruyucu davranmış olmak.
19 Anı yaşamak, o anki başarının tadını çıkarmak yerine bir sonrakini beklemek.
20 Birlikte dışarı çıkılan günlerin tadını yeteri kadar çıkarmamış olmak.
10 Ekim 2012 Çarşamba
DOWN SENDROMU'NU TANIYALIMMI?

DOWN SENROMU
Down sendromu, Trizomi 21 genetik düzensizlik sonucu insanın 21. kromozom çiftinde fazladan bir kromozom bulunması durumu ve bunun sonucu olarak ortaya çıkan hastalığa verilen isimdir.
Down sendromu vücutta yapısal ve fonksiyonel değişiklikler ile karakterize edilir. Vücuttaki küçük ve büyük farklılıkların kombinasyonu yapısal olarak sergilenir.
Down sendromu sık sık zihinsel kavramadaki bozukluklar ve fiziksel gelişimin tipik yüz görünümü gibi farklı olmasıyla ilişkilendirilir. Çoğunlukla hafif veya orta seviyeli öğrenme güçlüğü gibi sorunlar taşır.
Down sendromu gebelik sırasında ya da doğumda tanımlanabilen bir rahatsızlıktır. Down sendromuna her 800 ile 1000 doğumda 1 oranında rastlanır; istatistikler anne yaşının artışıyla bu oranın yükseldiğini göstermiştir, diğer etkenlerin payı küçüktür.
Down sendromunun tipik yüz siması, normal kromozom sayısında sahip olan bazı insanlar da görülebilir. Ancak Down sendromunda buna ek olarak; el ayasında çift yerine tek derin olarak bulunan avuç içi çizgisi, epikantik katlanmanın neden olduğu badem biçimli göz, palebral yarık, düşük kas tonusu, ayak baş parmağıyla ikinci parmak arası daha büyük bir boşluk ve sarkık dil morfolojisi görülebilir. Bu semptomların hepsi görülecek diye bir kural yoktur, bazıları olup bazıları olmayabilir. Down sendromunun sağlığa getirdiği sorunların başında ise konjenital kalp yetmezliği riskleri, gastroözafagal reflü hastalığı, tekrarlayan kulak enfeksiyonları, obstürktüf uyku apnesi ve tiroid bozuklukları riskleri sayılabilir.
Çocukluğun erken dönemlerinde sağlanacak olan aile ve tıp desteği ile erken müdahale sayesinde Down sendromlu insanlar destekle toplumla bütünleşik bir hayat kurabilirler.
Hastalığın tanımlanışı
Down Sendromu ilk kez İngiliz hekim John Langdon Down tarafından 1866'da sistematik bir şekilde sınıflandırılmış ve sendrom olarak tanılanmıştır. Sendrom, doktorun ismi olan "Down sendromu" olarak söylenmeye başlamıştır. 1959'da Jérôme Lejeune tarafından 21. kromozomun trizomisi olduğu tanımlanmıştır.
Görünüm
Bu bebekler doğduklarında farklı bir yüz görünümleri vardır. Başları ufak, artkafa yassı, ense kısa ve geniştir. Burun kökü yassı, kulaklar kafada normalden düşük bir seviyede durur ve gözler birbirinden ayrık ve çekik görünür. Dil, normal konuşmayı önleyecek kadar genişlemiştir. Ensede genellikle boğumlar vardır. Bu bebeklerin tonusları (vücut gerginliği) düşüktür. Geniş el, kısa ve tombul parmak ve sıklıkla avuç içlerinden birinde ya da ikisinde "Simian çizgisi" denilen tek bir çizgi vardır. Ellerin serçe parmakları genellikle içe doğru kıvrımlıdır. Vücut kısa ve tıknazdır. Çocukluk dönemlerinde solunum hastalıkları, kalp bozukluklarına rastlanabilir. Yaşam süreleri geçmiş yüzyılda düşük seyretmişken günümüzde gelişen tıp ve iyi bakım sonucunda bu yaş ortalama DS'lu kişi ömrü 50 yaş civarında seyretmektedir.
Down sendromunun getirilerinden biri de hafif ila orta düzey arasında değişebilen zeka geriliğidir; bu oran Mozaik Down sendromunda (açıklaması aşağıda) 10-30 oranında yukarıdadır.
Gelişimleri
Down sendromlu çocuklar genelde boy ve kilo açısından daha yavaş büyürler, daha yavaş öğrenirler, problem çözmede ve karar vermede diğer çocuklardan daha çok zorlanırlar. Zeka seviyeleri normalden düşük olarak kalır. Ancak iyi ve erken başlanan eğitimle zeka seviyelerinde anlamlı yükselmeye rastlanır. Down Sendromlu çocuklar iyi bir eğitimle normal birey şeklinde hayatlarını sürdürebilirler. İmkan tanındığında meslek edinebilirler. Kendi yaşamlarını idame ettirebilecek seviyeye ulaşabilirler. Fizik tedavi, özel eğitim ve dil terapisine ihtiyaç duyulur. Bunlar için planlı ve programlı bir şekilde profesyonel yardım almak gerekir.
Özel Eğitim
Down sendromlu çocuklar normal hayatlarını sürdürmek için gerekenleri öğrenebilirler.
Down Sendromlu çocuklar kendi aralarında farklılıklar gösterebilirler, bu yüzden çocuğun ihtiyaçlarına uygun bir programla özel eğitim, beraberinde sosyal ve duygusal gelişimi, bilişsel gelişimi ve motor gelişimini desteklenir.
Fizik Tedavi
Fizik tedaviye Down sendromlu bebeklerde iki aylıkken başlanmalıdır.Egzersizler Fizyoterapist bakımında yapılmalı ve günlük programlarla evde aile tarafından uygulanmalıdır.Düzenli kontrollerle duruma göre tedavi desteklenir. Çocuklarda yüz kasları gevşektir. Fizik tedavi süresince kas gücü ve motor becerilerinin yanı sıra, algılama becerisi de programa dahil edilerek desteklenmelidir.
Dil terapisi
Down Sendromlu çocuklarda konuşma geç gelişir. Erken dönemde başlanan dil terapisi ile ortalama 2-3 yaşında konuşma başlayabilir. Nadir rastlansa da bazıları çok geç konuşurlar.Hiç konuşamayan sayısı ise oldukça azdır.
Hastalığın nedenleri
Sağlıklı bir insanın vücudundaki her hücrede 46 tane kromozom vardır. Oysa Down sendromlu bebeklerin hücrelerinde toplam 47 kromozom bulunur. Karyotipleri 47, XX+21 (dişi) ya da 47, XY+ 21 (erkek) şeklinde gösterilir. Yani fazladan bulunan kromozom vücut kromozomlarının yanında bulunur. Bu kromozom fazlalığının neden kaynaklandığı tam olarak bilinmese de, 35 yaşından sonra doğum yapan kadınların çocuklarında görülme olasılığı yüksektir. Bunun nedeni kromozom ayrılmalarının ileri yaşlarda daha düzensiz olmasından kaynaklanmaktadır. Bununla beraber, hücre bölünmesi sırasında meydana gelen ayrılmamalar da bu hastalığın sebeplerinden olabilir.
Down sendromunun epidemiyolojisi her canlı 800-1000 doğumda 1 Down sendromlu doğum oran olduğunu göstermiştir.
Down sendromu tipleri
Down sendromu trizomi\21 Trizomi 21 (47, XX,+21); mayoz bölünme sırasında meydana gelen ayrılmama durumuyla ortaya çıkan fazla 21. kromozomun sebep olduğu Down sendromu tipidir. Yumurta ya da spermde bulunan fazla 21 ile bir gametde toplam 24 kromozom bulunur. Down sendromunun yaklaşık %95'ini kapsayan en çok görülen tipidir.
Mozaisim
Trizomi 21'in vücut hücrelerinin bazılarında görülmesi, bazılarında ise görülmemesi durumudur. Karyotip (46,XX/47,XX,+21) şeklinde gösterilip, hastalık "Mozaik Down Sendromu" olarak adlandırılır. Hastalık, mozaismin yoğunluğuna göre farklı seyredebilir. Trizomi 21 oranı ne kadar çok ise, çocuk Down sendromu özelliklerini o kadar çok gösterir. Mozaik Down sendromu, %1-2 oranında bir yere sahiptir.
Robertsonian tip translokasyon
Down sendromunda fazla 21. kromozom bazen Robetrsonian tip translokasyon ile görülür. Burada genellikle 21. kromozomun uzun kolu başka bir kromzoma bağlanır. Bu durumda karyotip 45, XX,t(14;21) şeklinde gösterilmekte fakat 14. kromozomda transloke olmuş bir 21. kromozom bulunmaktadır. Ya da izokromozom olarak da iki 21. kromozomun translokasyonu ile de Down sendromu 45, XX,t(21q;21q) şeklinde meydana gelebilir. Robertsonian tip translokasyon ile olan Down sendromları, toplam Down sendromunda %2-3'lük bir paya sahiptir.
21. kromozomun çift olması
Nadir olarak, 21. kromozomun duplikasyonu (kendini eşlemesi) ile de Down sendromu görülebilir. Burada 21. kromozom tam olarak bütün genleri taşımasa da, parça şeklinde görülür ve hastalığı tanımlar. Karyotip,(46, XX,dup(21q))şeklindedir!
Doğum öncesi tanı
Down sendromu gebelikte tanınabilen bir genetik farklılıktır. İkili tarama testi, üçlü tarama testi, ultrasonografi ve diğer bazı tanı yöntemleri ile Down sendromundan şüphelenilen gebeliklerde ileri tetkikler yapılır. CVS veya amniyosentez ile kesin tanı konur. Down sendromu saptanmışsa aileye ayrıntılı genetik danışmanlık verilir. Günümüzde geçerli olan uygulamada anne-babanın aile bütünlüğüne ve kişisel kararlara saygı çerçevesinde, bu tanıyı ileten hekimin gebeliğin devamı veya sonlandırılması konusunda yorumda bulunmaması gereklidir.
kaynak VİKİPEDİ
kaynak VİKİPEDİ
31 Ağustos 2012 Cuma
SEMİHA RİZAOĞLU
![]() |
| Semiha Rizaoğlu |
Arkadaşımız, Gururumuz ve Hemşehrimizin 2012 LONDRA PARALİMPİK YARIŞMALARIN'da katılacağı günler ve müsabakalar belli oldu.
Haydi YUNANİSTAN, BATI TRAKYA, İSKEÇE halkı, GÖSTER DESTEĞİNİ. HEPİMİZİN DUALARI SENİNLE, SEMİHA RİZAOĞLU. ALLAH BİZİM DUALARIMIZI SANA GÜÇ OLARAK İADE ETSİN. Biliyoruz ki rekabetin zor olacağını, ama bizim, yinede, SEMİHA RİZAOĞLU ismini duyunca gözlerimiz gurur gözyaşlarıyla dolacak.
İlk müsabakası, 03 Eylül Pazartesi saat 10.34 te (İngiltere saati), Kadınlar S3 kategorisinde 100 metre serbest yüzmede olacak, ve eğer finale geçebilirse, yeniden aynı günü (Pazartesi) saat 18.13 te (İngiltere saati) madalya için yarışacak.
İkinci katılımı, 06 Eylül Perşembe saat 10.53 te (İngiltere saati), Kadınlar S4 kategorisinde 50 metre sırtüstü yüzmede gerçekleşirken, eğer finallere kalırsa, yine aynı günü (Perşembe) saat 19.00 da (İngiltere saati) yine madalya almak için uğraşacak.
Üçüncü ve son müsabakası, 07 Eylül Cuma saat 10.46 da (İngiltere saati), yine Kadınlar S3 kategorisinde olacak ama bu sefer 50 metre serbest yüzme olacak. Yine aynı durumda, finale geçebilirse, aynı günü (Cuma) saat 18.59 da madalya mücadelesi verecek.
Şimdiden arkadaşımızı
TEBRİK EDERİZ ve ALKIŞLIYORUZ. GERÇEK BİR MÜCADELECİ.
26 Ağustos 2012 Pazar
AHIR-I YAN mahallesinden AREN mahallesine
Mahallemizin ve genel açılımı ile İskeçe'mizin tarihi çok eski tarihe dayanıyor, öncelikle Bizans İmparatorluğuna ve sonra Osmanlı İmparatorluğuna.
İlk tarihi kayıtlar ise, M.Ö. 879 yılında küçük bir yerleşim birimi olarak kaydediliyor.
İskeçe, Kavala, Drama, Serres bölgeleri tarihte Çirmen Zaferi ile Osmanlı hakimiyeti altına 1371 yılında giriyorlar.
Bölgenin nüfusu güçlendirilmesi amacı ile KONYA civarından halk buralara getirilmiş.
1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı sırasında bölgeye BULGAR saldırıları artınca, Slavlaşma'nın ilk belirtmeleri öne çıkıyor.
Balkan savaşı esnasında, önce Bulgaristan sonra Yunanistan ve sonra yine Bulgaristan tarafından işgal ediliyor. Ancak Edirne, yeniden Osmanlı ellerine geçtikten sonra, yine İskeçe ve Gümülcine Osmanlı hakimiyetine geçer.
1913 31 Ağustos'da tarihe İlk TÜRK CUMHURİYETİ kurulur, ''BATI TRAKYA BAĞIMSIZ HÜKÜMETİ'' olarak adlandırılır ve günümüzde çeşitli yerel kesimler tarafından ''BATI TRAKYA TÜRK CUMHURİYETİ'' ismi ile anılır. Osmanlı Devletinden tanınmayan BTTC, merkezi Gümülcine olarak, ömrü sadece 3 ay sürmüştür.
Bunlar İskeçe ve Batı Trakya tarihi ile ilgili.
Arenmahalle'ye gelince.....
Mahallenin ilk ve en doğru yazılışı AHIR-I YAN MAHALLESİ olarak tarihe geçer.
Mahalle, kent halinde bulunan İskeçe'nin kenar bölgesinde bulunduğu için ve orada hayvanların kapalı alanları (AHIRları/kümesleri) varmış. Kent büyüyünce, ve bölgeye yerleşenlerin oluşturduğu mahalleye AHIR-I YAN MAHALLESİ adı verilir. Ahır-ı yan (ahırın yanı) halk dilinde değiştirilerek AHİRİYAN, AHIRYAN, AHRIYAN, AHREYAN ve en son AREN şeklini almıştır. Cami duvarında asılı duran tabelelerde de bu nedenle değişik isimle vardır (gurubumuzun fotoğraflar bölümünde görülebiliyor).
AREN kelimesi Türkçe sözlüğünde ''Yarık, Yarılmış, Geniş Çatlak'' anlamları ile ifade ediliyor. Daha öncede yazdığıma dayanarak, Aren kelimesi halk tarafından gerçekleşmiş bir kısaltılma metodu sonucudur. O yüzden herhangi bir AREN'le karşılaştırılması bizce yalnıştır.
23 Ağustos 2012 Perşembe
İLGİNÇ BİLGİLER - En ağır hayvan hangisidir?
Günümüz dünyasında yaşayan hayvanlar arasında en büyük olanı oldukça açık arayla mavi balina. Boyu 30 metrenin üzerine çıkabilen bu canlının ağırlığı da 150 tona ulaşabiliyor. Gök balina olarak da adlandırılan türün ortalama yaşam süreleri 80 yıl. İki yada üç yılda bir doğum yapan türün hamilelik süresi bir yıldır. 20. yüzyıl başında avlanmaya başlamadan önce nüfuslarının 150 bin ile 200 bin arasında olduğu tahmin edilen mavi balinaların avlanması, balina yağlarının sanayide kullanılmaya başlanmasından sonra hızlandı. Mavi balinaların yalnız 1930-31 sezonunda 30.000 adet avlandığı sanılıyor. Maalesef günümüz sayılarının 6500 civarında oldugu biliniyor.
17 Ağustos 2012 Cuma
Çocukluk arkadaşlıkların anlamı
Çocuklukta arkadaşlıkların yeri başka!
Arkadaşların herkesin yaşamında yeri ve anlamı önemlidir ve çocuklar için bu anlam ve önem çok daha büyüktür!
Buna karşın çocuklar için arkadaşlığın anlamı çocuğun yaşına ve kaçıncı sınıfta olduğuna göre değişir. Bir ilkokul öğrencisi ile ergenlik dönemindeki bir çocuk için arkadaşlık aynı anlamı taşımaz.
Arkadaşlıkların hangi yaşta hangi anlama geldiğini bilmeniz çocuğunuzun arkadaşlık kurarken ve arkadaşlık ederken yaşadığı deneyimleri daha iyi anlamanıza yardımcı olur.
Arkadaşlığın çocuklar açısından önemi
Arkadaşlıklar çocukların sağlıklı gelişimi için hayati bir önem taşır. Araştırmalar arkadaşsız çocukların yaşamın ilerleyen yıllarında duygusal ve mental sorunlar yaşama olasılığının daha yüksek olduğunu gösteriyor.
Arkadaşlık çocuklara sadece oyun ve eğlenceden çok daha fazlasını sağlar. Örneğin:
· Arkadaşlıklar çocukların duygusal ve ahlaki yönden gelişimine yardımcı olur ve iletişim kurmak, işbirliği etmek ve sorun çözümlemek gibi pek çok beceriyi kazanmalarına yardımcı olur.
· Arkadaşlık ederken duygularını kontrol etmeyi ve başkalarının duygularına nasıl tepki vereceklerini öğrenirler.
· İlişkilerinde ortaya çıkan konuları derinlemesine düşünme ve bunlarla ilgili müzakerede bulunmayı öğrenirler.
· Ayrıca okulda arkadaşlarının bulunması çocuğun okul ve öğrenme konusunda daha olumlu yaklaşımlar edinmesine yardımcı olur.
Okul çağı çocuklar için arkadaşlığın önemi
5-12 yaşlar arasında arkadaş edinmek, yani yaşam boyu devam edecek bir sosyal beceriyi kazanmak yaş döneminin en önemli gelişimsel görevlerinden biridir. Bu dönemde:
· Gelişimsel olarak okul çocukları daha karmaşık yapıda ilişkiler kurmaya hazırdırlar.
· Artık duygu ve düşüncelerini daha iyi ifade edebilmekte ve zaman kavramlarını daha iyi anlamaktadırlar.
· Bu dönemde artık eskisi kadar aileye bağımlı olmadıkları gibi kendi kendileriyle de o kadar meşgul değildirler.
· Artık aileden ziyade arkadaşları ile paylaşımda bulunmayı ve onlarla daha fazla zaman geçirmeyi istemektedirler.
· Çocukluk dönemine has mutluluk ve üzüntüleri arkadaşları ile giderek artan biçimde paylaşırlar.
1-3. sınıflar
Bu dönemdeki çocuklar henüz arkadaş ilişkilerini idare etmeyi ve sosyal gruplar içerisindeki yerlerini bulmayı öğrenmektedirler. Bu aşamada arkadaşlık esas olarak ortak ilgi alanları ve ortak faaliyetlere dayanır. Ayrıca arkadaşların cinsiyeti de önemlidir ve arkadaş gruplaşmaları genellikle aynı cinsiyetten çocukları kapsar. Ebeveyn olarak çocuğunuzun ilgi alanlarını bilmeniz ve bu ilgi alanını paylaşabileceği çocuklara yakınlık kurmasına yardımcı olmanız önemlidir.
4 ve 5. sınıflar
4 ve 5. sınıflarda çocuklar bir kimlik duygusu oluşturur ve arkadaşlığın sadece aynı ilgi alanına sahip çocuklarla oyun arkadaşlığı etmekten çok daha öte bir anlam taşıdığını fark ederler. Artık arkadaş kendisine güvenebileceğiniz, sırtınızı dayayabileceğiniz bir kişidir. Aynı cinsiyetten olan çocuklarla arkadaşlıklar devam etse de bu arkadaşlıkların anlamı önceki yıllara göre farklıdır. Bu aşamada arkadaşlar çocuğun yaşamının çok önemli bir duygusal parçasını oluştururlar.
6-8. sınıflar
Bu dönemde beden imajı ile ilgili endişeler, çekicilik kaygıları ve daha yakın ilişkilere yönelik ilgi ortaya çıkar. Ergenlik öncesi dönemdeki bu çocuklar her iki cinsiyetin bir arada bulunduğu arkadaş grupları ile “takılmaya”, birbirilerinin evinde zaman geçirmeye ve grup halinde dışarı çıkmaya meraklıdırlar. Anne-babalarına en fazla yönelttikleri talep arkadaşlarıyla birlikte sinemaya gitmek ya da alışveriş merkezinde zaman geçirmektir. Bağımsızlığın arttığı bu dönemde anne-baba tavsiyesine daha az başvursalar da, anne-baba halen hayatlarında çok önemli bir yer tutar. Bu nedenle çocuğunuzun stres yaşadığında ya da kendisini yalnız hissettiğinde size dayanabileceğini bilmesi önemlidir. Onunla samimi sohbetler kurmanız ve onun yaşındayken yaşadığınız zorlukları ve bunlarla nasıl baş ettiğinizi anlatmanız kendisini anlayabileceğinizi ve sizden tavsiye alabileceğini hissettirir.
16 Ağustos 2012 Perşembe
İLGİNÇ BİLGİLER - Ateş Böcekleri Nasıl Işık Saçar?
Ateş böceklerinin yaydığı ışığın ateşle uzaktan yakından alakası yoktur. Bilimde "Soğuk Işık" olarak adlandırılan bu olay moleküllerin kimyasal reaksiyonudur. Moleküllerden bazıları ayrışarak yüksek enerjili bir hal alırlar ve bu enerji ışığa dönüşür.
Ateş böceklerinin karın kısmındaki ışık saçan organları iki temel kimyasal üretir. Bu kimyasallar tek başına ışık vermeye yetmediği için solunum ile vücutlarına aldıkları oksijeninde etkisiyle ışık üretebilirler.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
-
Koyunköy'de Motosiklet ile Otomobil Çarpıştı: İş İnsanı ve Otomobilin Yolcusu Selero'da Hayatını Kaybetti (Görüntü gerçek değildir) ...
-
Salı 27 Ocak 2026 Selâ / Vefat haberi Bu sabah mahallemizde okunan selâ İskeçe Aşağımahalle sakinlerinden vefat eden Hacıoğlu...
-
Cumartesi 16 Mayıs 2026 Selâ / Vefat haberi Gece saatlerinde aldığımız habere göre Arenmahalle sakinlerinden Seçkin ve Cavit...



_12.jpg)







.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
